BİZİM CAMİMİZE GELENLER SIRATTAN GEÇER(!)

İslam coğrafyası üzerinde birçok oyun oynandı, projeler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Ancak en büyük proje ‘Kur’ansız Müslümanlık’ projesidir. En çok başarılı olunan proje de budur. Bu projeyi yapanlar, o kadar profesyonel çalışmışlar ki, Kuran elinde , işyerinde , çekmecesinde, masasının üzerinde ve evinde olduğu halde, Kur’ansız Müslüman olarak yaşayıp ölüyor birçok Müslüman. Allah c.c. Kuran’ı bize […]
Genel - 10 Kasım 2017 11:04 A A

İslam coğrafyası üzerinde birçok oyun oynandı, projeler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Ancak en büyük proje ‘Kur’ansız Müslümanlık’ projesidir. En çok başarılı olunan proje de budur.

Bu projeyi yapanlar, o kadar profesyonel çalışmışlar ki, Kuran elinde , işyerinde , çekmecesinde, masasının üzerinde ve evinde olduğu halde, Kur’ansız Müslüman olarak yaşayıp ölüyor birçok Müslüman.

Allah c.c. Kuran’ı bize bir hayat kitabı olarak gönderdi. Bizler de bu ilahi emirleri hayata tatbik etmeyi bırakın,   ölülere okuyoruz. Bu kitap ölülere inmedi . Ölünün arkasında okuma kitabı değil. Yasin-i Şerif te ölülerle ilgili bir şey yok. Tam tersi dirilere yöneliktir ve ölülere zerre kadar bir faydası yok. Açın araştırın yüce kitabımızı. Ölülere okunmasının faydasını veya elzemliğini gösteren bir tek ayet gösterin. Veya Yüce Peygamber’imizin ve Sahabelerin hayatında ölülere Kuran okunduğuna dair küçücük bir isbat  , emare getirin. Bu kitap ölülere okunmak için gönderilmemiştir. Tam tersi Manasını öğrenip hayatta iken  uygulama kitabıdır.

Kuran’dan beslenmeyen her akım,  her düşünce, her topluluk, her cemaat tehlikelidir. Kişileri Allah’tan uzaklaştırırlar.  Bir rüya ile, bir keramet ile düne kadar  şakird olanlar bugün olduğu gibi biranda  HAİN oluverirler.   Dün talebe olanlar,  bugün TALİBAN olurlar. Bunlar Kuran ile beslenmemiştir.  Peygambere ve Allah’a iftira niteliği taşıyan uyduruk rivayetler, menkıbeler, masallar, hikayeler,  göz boyama kerametler, BİTMEYEN ÇORBALAR,  teviller,  değişik rüyalar hiç gelmeyecek MEHDİLER ile bu insanları kandırmaktadırlar.

Ne yani Mehdi gelecekte ne olacak?  Bu Mehdi masalları ile Müslümanları tembelliğe itmekten başka bir şey değildir.  Nasıl olsa Mehdi gelecek ve Müslümanlar kurtarılacak anlayışı çok tehlikeli bir anlayıştır. Maalesef tüm İslam coğrafyasında  Müslümanlar bu anlayışı özümsemiştir. Asıl tehlikede  işte budur.  İşte asıl oyunda burada başlıyor.

Hristiyan Evangelistler Hz İsa’nın geleceğini ve gelebilmesi için Yahudi ve Müslümanların bir savaşın içerisinde olabilmesinin gerekli olduğuna inanmakta ve bu şekilde dünya üzerinde koşulların hazırlanabilmesi için ortam hazırlamaktadırlar. Siyonistler ise Sözde Tanrılarının Arz-ı Mev’ud yani vaadedilmiş toprakları kendilerine bahşedeceğine inanıp bu yolda ne yapsak mubahtır anlayışı ile plan, proje ,eylemler ve zulümler  yapmaktadırlar. Biz Müslümanlarda  zulümlerin ayyuka çıktığı bir durumda  Mehdi’nin zuhur edeceğini  gelip bizleri kurtaracağına inanıp yan gelip yatmaktayız. Oyun bu.

Peygamberimiz beceriksiz mi idi de Mehdi gelecek. Peygamberimiz işini yapamadı mı veya yarım bıraktımı ki Mehdi gelecek?   İnandığımız şu: Arakan’ da , Suriye’de ve dünyanın bir çok yerinde akan kanların hesabı bizlere sorulmayacak. Neden mi ? Bizler oturup Kuran’ı anlamını kavrayamadan  okuyarak, vird ederek, tesbih çekerek Dua ederek , Mehdi bekleyerek , ÖLÜLERİMİZİN VE ŞEHİDLERİMİZİN ARKASINDAN  AĞLAYIP MANASINI BİLE BİLEMEDİĞİMİZ Kuranı okuyarak sorumluluğumuzu atacağız öyle mi? Dua eyleme dönüşmeden DUA olmaz. Yoksa peygamberimizde gece gündüz yerinden kalkmadan dua okuyup tesbih çekerek Mekke’yi fethederdi.

Kardeşlerim. Allah için düşünün.  Bizleri yıllardan beri Kuran’sız din ile kandırmaktalar. Verdiğimiz bedeller yetmedi mi? Kimsenin itikadı ile ilgili bir derdim yok. İsteyen İNEĞE  bile tapabilir. Benim derdim bu değil. Fakat tek isteğim kandırılmayın.  Kuran’ı anlamalıyız. Anlayıp hayatımıza yansıtmalıyız.  Tüm insanlığın asıl sorunu budur. Kurtuluşta budur.

Bakıyoruz dünya genelinde ve ülkemizde bir çok Cemaat,  Tarikat ve benzeri yapılanmalar her yerde var. Maalesef Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda yapılan uygulamalar ve yasaklar sonucu Tekke-Zaviye benzeri yapılanmalar merdiven altına yani yer altına inmiş indirilmiş..

Burada kendilerine göre bir dünya ve değişik felsefi akımlar kurulmuş. Kimileri kendilerine ‘’ Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat ‘’ kimisi de ŞİA  diye isimler  kurmuş, uydurmuş.  Halbuki isim kurmadan ziyade kendilerine yeni bir DİN  kurmuşlar. Ümmeti Ehl-i Sünnet ve Şia diye uygulamada ikiye bölmüşler. İki farklı din çıkarmışlar. O iki Dinin mensupları hemen yanı başımızda ki coğrafyada kardeş olamıyor. Bir timsahın alt ve üst çenesi gibi çalışarak yine Müslümanların zulüm görmesine sebep oluyorlar. BenİM dinim Ne Ehl-i Sünnettir ne de Şia dır..  Benim dinim Kendisine  Allah tarafından vahyedilene uyan ve uygulayan Hz. Muhammed’in dini olan bir tek İslamdır.

Yıllarca Diyanet’in yapmış olduğu bir çok uygulamaları eleştiren ve halen eleştirmeye devam eden bir kardeşiniz olarak yine de Diyanetin hakkını teslim etmek istiyorum. İyi ki Diyanet İşleri Başkanlığı var. Yoksa ülkemiz öyle bir hal alacak ki, Camiler Mescidler bile bölünecek duruma gelirdi.  ‘’Şunların camisine giden dinsizdir. Bizim camimize gelenler sırattan geçecekler. Bizim Şeyhimiz azraili bile kovar gibi promosyon ve reklam  çalışmaları  bile yapılabilir ‘’ hale gelecekti. Buna inanın. Hiç değilse ibadet hanelerimizi bu fitnelerden koruyoruz. Eksiği var mı ? Çoook.  Diyanetin çalışmaları için YETMEZ AMA EVET diyorum. Ama bu bile Diyanetin var olması ile ortadan kaldırılmış çok büyük  bir problem.

Son günler de Diyanet üzerinden bir algı oluşturulmaktadır. Neymiş Samsunda bir hocaefendi(!) açığa alınmış . Ortalık toz duman oldu.  Bir çok talebeler , talebeliğe yakışmayacak şekilde TALİBANLIĞA soyunarak ‘’Diyanet Hıyanet içinde’’ diye sesler çıkarmaya başladı. Aklıma yıllarca HOCAEFENDİ diye yadedilen FETÖ ve o NUR (!) yüzlü şakirdlerin , dershane kapatılma olaylarındaki halleri geldi.  Onlarda ayağa kalkmıştı.  Gerçi sürüngenler ayağa kalkamaz ama o yılan gibi başlarını kuyruklarını toplayarak  zehirli dilleri ile dikilmeye çalışmışlardı.  Bu gün başka bir yapı ve yine algı,  yine bir paralel din bezirganlığı. Halen Akıllanmayacak mıyız? Diyanet güçlenirse, din tacirlerinin ve  mehdi bezirganlarının kuyusu kazılıyor. KAZILACAK.  Oyunlar   bozuluyor , bozulacak. Asıl mesele bu.

Madem ki bu hengame içerisinde sesleri yüksek perdeden çıkan ve kendilerine Müslüman diyen bir takım yapı ve Cemaatler. Bu kadar mümin ve  sözde adaletsizlikler karşısında cesaretle ses çıkarabiliyorsunuz.  Yıllarca 28 Şubat döneminde sadece  zalimlerin karşısında izzetli durup, Zilete boyun eğmeyen , yıllarca kuyularda ve zindanlar da yatmakta olan YUSUF vari kardeşlerimiz için neden bir tek kelam etmezsiniz. O kardeşlerimiz bu ülkenin bu ümmetin evlatları değiller mi idi? O YUSUFİ leri bu ülke değil de elin gavurumu zindanlara attı? Neden bir sesiniz çıkmadı. Bu zulme neden bir tepki gösteremediniz. Nedeni açık tabiiki.  Bu işte rant yok. Bu işte para yok. Bu işte ticaret yok. Halbuki o kardeşlerimiz nefislerini ve canlarını ALLAH ‘ a sattılar. Yıllardır çektikleri zulümleri siz MÜSLÜMANLARDAN SORACAKLAR. İkiyüzlülüğünüzün belgesidir bu.

Comments

comments

Bu haber 5215 kez okundu.
Genel - 11:04 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.