MUHARREM ERTAŞ’IN 34. ÖLÜM YIL DÖNÜMÜ

Büyük Halk ozanı Muharrem Ertaş’ın dünya’dan ayrılışının 34. yılı Muharrem Ertaş, 1913 yılında Yağmurlu Büyükoba köyü’nde doğdu, annesi Ayşe hanım, babası zurnacı Kara Ahmet’tir. Anadolu’nun bir çok yerinde profesyonel müzisyen olarak karşımıza çıkan abdal aşiretlerinin orta Anadolu’daki en büyük koluna bağlı olan Muharrem Ertaş’ın ataları ala kilise’lidir, abdalların göçer bir aşiret olmalarından ötürü daha sonraları […]
Genel - 3 Aralık 2018 11:34 A A

Büyük Halk ozanı Muharrem Ertaş’ın dünya’dan ayrılışının 34. yılı

Muharrem Ertaş, 1913 yılında Yağmurlu Büyükoba köyü’nde doğdu, annesi Ayşe hanım, babası zurnacı Kara Ahmet’tir.

Anadolu’nun bir çok yerinde profesyonel müzisyen olarak karşımıza çıkan abdal aşiretlerinin orta Anadolu’daki en büyük koluna bağlı olan Muharrem Ertaş’ın ataları ala kilise’lidir, abdalların göçer bir aşiret olmalarından ötürü daha sonraları Kırşehir havalesine yerleşmişlerdir.

Ertaş’ın ilk ustaları dayısı Bulduk usta ve Yusuf ustadır, küçük yaşlardan itibaren eline aldığı sazı ile köy köy dolaşır Muharrem Ertaş,  bazen sünnetçilerle, “düğün çalmaya” gider; bazen köy odasındaki muhabbetlere katılır sazıyla ve sesiyle…her ne kadar “Bozlak Ustası” diye ün yaptıysa da, orta Anadolu’nun yöresel melodilerini de repertuarında bulundurur, özellikle çalıp söylediği halaylar şaheser niteliğindedir.

 

Ustaların Ustası” Muharrem Ertaş, bozlak geleneğinin en güçlü temsilcilerindendir. ses genişliği, rengi ve tınısının yanı sıra, gırtlak nağmeleri, çarpma, titretme ve trilleri, kendine has ses kullanma teknikleri ve bütün bunların yanı sıra iyi bir bozlak icrası için olmazsa olmaz şartlardan biri olan “yiğitçe edası” ile Muharrem Ertaş, gelmiş geçmiş en büyük bozlak okuyucusu olarak kabul edilir, onun için bozlak, gök kubbeye salınan bir çığlıktır adeta.

Repertuarında oyun ve halay türküleri başta olmak üzere Karacaoğlan’dan, Kerem’den, Aşık Garip’den, Pir Sultan Abdal’dan ve Aşık Sait’ten pekçok türkü okuduğu her eseri, o anki ruh halinin bir gereği olarak, her seferinde yeniden yorumlar.

71 yılda biriktirdiklerini oğlu Neşet Ertaş’a aktaran Muharrem Ertaş, yedi-sekiz yaşlarında iken dayısı Bulduk usta’dan bağlama dersleri almaya başlamış: “çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. Bulduk dayımın çok güzel sesi vardı. bir köyde türkü söyledi mi diğer köyde dinlenirdi. hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alır köy köy dolaşırlarmış. dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan inen kaçakları yakalarlarmış. derken, Bulduk usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı. her gittiği yere götürdü. düğünlerde, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. yedi yıl boyunca onunla çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım.” 

Bu dünyada 71 yıl yoksul, kendi halinde ve sessizce yaşayan Muharrem Ertaş, 1984 yılının 3 aralık günü yine sessiz bir şekilde vefat etti. son sözleri, gerisini tamamlayamadığı; “sazımın emaneti…” oldu.

04 ARALIK 1984 CUMHURİYET GAZETESİ 4.SAYFA

FOTO KAYNAK : https://www.facebook.com/nesetbaba400

Comments

comments

Bu haber 14521 kez okundu.
Genel - 11:34 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.